20 Ekim 2012 Cumartesi

Aslan Parçası ve Ali Sami Yen Stadı


Ali Sami Yen Stadı fotoğraflarını, videolarını inceliyordum bu akşam.. 

En son, kaçınılmaz olarak Ali Sami Yen'deki son maçın ardından statta çekilen görüntüleri izlemeye başladım ve sen geldin aklıma be Aslan Parçası... 

03 Ocak 2011'de doktorun beni hastaneye çağırdığında birşeylerin yolunda gitmediği belliydi.. Akşam 17:00 sularında doktorun odasına girip doktorun karşısına oturduğumda ''kardeşinizin durumu iyi gitmiyor biliyorsunuz'' diyerek lafa başladı.. ''yaptığımız tüm müdahalelere cevap vermiyor ve artık sona geldik'' şeklinde devam ettiğinde içimden birşeyler akıp gitmişti.. ''nasıl yani?'' bile diyemeden öylece doktorun dudaklarının arasından dökülecek kelimeleri beklemeye başlamıştım.. ''en fazla 5 gün.. Bu 5 dakika da olabilir, 5 saat sonra da olabilir, 5 gün sonra da.. Ama 5 günden fazlası yok Şükrü için, bu dakikadan sonra fazla acı çekmeden hayata gözlerini yumması tek temennimiz'' demişti.. 

Dünya başıma yıkılmış vaziyette odadan çıktığımı hatırlıyorum.. Bir de babama telefon açıp kekeleyerek ''baba hemen hastaneye gel'' dediğimi... 

Doğru düzgün ne konuşabiliyor, ne görebiliyordun. Hatta yemek yiyemiyordun, doğru düzgün nefes bile alamıyordun.. Ama daha 18 yaşındaydın ve ölümü sana yakıştıramıyordum.. Kim yakıştırabilirdi ki?

Doktorun verdiği 5 günlük süre içerisinde 2 defa hayata gözlerini yummuştun, hem de her ikisi de benim kucağımda.. Doktor ve hemşirelerin müdahaleleriyle her ikisinde de 10'ar dakika sonra hayata geri döndürülmüştün.. 

6.gün olduğunda, yani 08 Ocak Cumartesi günü elinle bana yarım yamalak işaretlerle yanına çağırdığında birşeyler anlatmaya çalışıyordun. Kağıt, kalem verip ''kendini yorma aslanım, ne söyleyeceksen yaz hadi'' demiştim. Kalemi eline alıp yamuk yumuk bir şekilde ''bugün ayın kaçı?'' yazmıştın kağıda.. ''8 Ocak aslanım, hayırdır niye sordun?'' dediğimde, tekrar kalemi eline alıp ''3 gün sonra Ali Sami Yen'de son maç var ve o gün statta olacağım'' yazmıştın.. ''İyileşirsen neden olmasın aslanım'' diye geçiştirmiştim seni.. 

Haftabaşı olup doktor işbaşı yaptığında odaya geldi durumunu görmeye.. Doktor kontrollerini yaptıktan sonra doktora elinle birşeyler işaret edip yanına çağırdın. Kalemi alıp kağıda; ''yarın Galatasaray maç ben gidecem'' yazdın.. Doktora durumu izah ettiğimde ''böyle birşey imkansız Şükrü, durumun iyi değil, gidemezsin'' dedi doktor ve sen kağıda büyük harflerle ''GİDECEM'' yazdın ve kalemi defteri yere fırlattın sinirli bir şekilde. ''Şükrü yapma böyle, şuan için gitmen senin açından iyi değil, iyileş Aslantepe'ye gideceğiz beraber'' dediğimde doktor araya girip ''kendi rızanızla hastaneden çıktığınıza dair kağıdı imzalarsanız gidebilirsiniz'' dedi.. Beni kendine doğru çekip ''abi ben öleceğim ne Aslantepe'si? kağıdı ben imzalarım, maça götür beni yarın, bari Ali Sami Yen'de öleyim'' diye kulağıma fısıldadın.. 

O an kanım çekilmiş, hiçbirşey diyememiş, ''yapma böyle aslanım'' dercesine gözlerine bakıyordum.. Doktor beni odanın dışına çağırdı, ''bakın kardeşinizin durumu kritik, burdan çıktığınız an daha stada varamadan yolda ölür, sakın Şükrü'nün isteğini yerine getirmeyin'' dediğinde ''öyle birşey yapmayız merak etmeyin'' diyebilmiştim..

İsteğini yerine getirmeyeceğimizi anladığın o dakikadan itibaren sorularıma cevap vermemeye, tuvalete gideceğin zaman koluna girmeme izin vermemeye başladın. Küsmüştün bana.. Ve bu küskünlüğün 3 gün devam etti bana karşı..

Ertesi gün maç vardı ve sen gün boyunca ağlıyordun.. Gözlerinin görme yetisini %90 kaybettiğin için akşam maç saati geldiğinde tv'yi açıp sesi sonuna kadar açtım senin rahatlıkla duyabilmen için.. ''bu akşam maça gidemedik ama tv'den takip edelim hadi aslanım'' dediğimde hıçkırarak ağlamaya başladın.. 

2 gün sonra benimle konuşmaya başladığında ''abi beni niye götürmedin maça?'' diye fısıldadın, ''oğlum seni burdan çıkartsam daha stada varamadan ölebilirdin, bu sezonu siktir et, sen tedavine odaklan, seneye Aslantepe'ye 2 tane kombine alacağım, hem bak göreceksin sana söz veriyorum seneye şampiyon olacağız, seninle meşaleler yakacağız, beraber daha nice maçlara gideceğiz'' dediğimde ''abi kandırma kendini, ben öleceğim, yeni stadımızı göremeyeceğim, seneye şampiyon olursak benim yerime de meşale yak'' diye fısıldamış, içimden birşeylerin çekilmesine vesile olmuştun..

13 gün sonra, 26 Ocak 2011 sabahı seni cennete uğurladık.. Dediğin gibi olmuş, Aslantepe'yi görememiştin..

İnsanlar Ali Sami Yen Stadı'nı yad ettikçe, ben seni de yad ediyorum Aslan Parçası..

Seni de, Ali Sami Yen Stadı'nı da anılarda yaşatıyorum artık.. 

Tıpkı eskiden Ali Sami Yen'e gittiğimiz gibi, Aslantepe'ye de gittikçe seninle beraber gidiyorum..