28 Aralık 2011 Çarşamba

Herkes Sizin Kadar Şanslı Değil

Geçenlerde bir tv dizisinde bir sahne yaşandı...

Çocuğunun saçlarına sakız yapışıyor, anne sakızı saçlardan ayıramıyor ve en sonunda çözüm olarak çocuğunun saçlarını makineye vurup, 0 (sıfır) numara yapıyor. Çocuğun o saç traşını gören tanımadıkları insanlar çocuğu lösemi hastası zannediyor, çocuğa acıyor, daha fazla ilgi-alaka gösteriyordu. Anne ne olduğunu anlayamadan bir kadın anneye yaklaşarak 'Allah yardımcınız olsun, inşallah şifasını bulur oğlunuz' dediğinde anne şaşırıyor, öğreniyor kadından neyi kastettiğini ve ardından da tepki gösteriyor 'benim oğlum hasta filan değil, nerden çıkartıyorsunuz' diye.

Akşam kocası eve geldiğinde de öğlen yaşadıklarını üzgün bir ifadeyle anlatmaya başlıyor;

'Biliyor musun bugün oğlumuzu kanser hastası zannettiler. Sırf saç traşından dolayı lösemi olduğunu düşündüler. Çok sinir bozucuydu. Ama aslında biz çok şanslı bir aileyiz. Çok şükür çocuklarımız sağlıklı. Bir de bu hastalıkla mücadele eden aileler ve çocukları var.'

Kredi kartı borcu yüzünden, sevgilisi yüzünden, incir çekirdeğini doldurmayacak abuk sabuk meselelerden Allah'a isyan edenler; herhangi bir devlet hastanesinin acil servisi bahçesinde bir ağacın dibine çökün, orada yaşamak için mücadele eden insanların koşturmalarını izleyin. Yetmedi mi; gidin herhangi bir mezarlığa, vakitsiz yitirilen canlar için dua okuyan, gözyaşı döken insanları gözlemleyin.

Ve halinize şükredin.

Her aile sizin kadar şanslı değil.

Herkes sizin kadar şanslı değil.....



26 Ekim 2011 Çarşamba

Özlemek....

Akşamları işten gelirken sigara paketimdeki dal sayısı hep az olurdu. Ama servisten inip eve giderdim her seferinde. Çünkü biliyordum ki; sen evde olurdun ve sigaramı alıp gelirdin. Apartmanın merdivenlerini çıkarken annemlerin kapısını çalardım. Genelde evde olurdun. Hatta odanda bilgisayar oyunu oynuyor olurdun. Sana 'Şükrüüü' diye seslendiğimde bilirdin ne diyeceğimi ve 'gene mi sigara alacağım abi yaa' diye mızmızlanırdın. Parayı sana verdiğim an ise gözlerin parlar, 'paranın üstü benim olsun mu?' derdin..

Saatler ilerleyip, saat 22:00-23:00 sularına geldiğinde telefonuma 1 defa çağrı atardın, alt kattan. Geri dönüş yapıp 'ne var lan yine' dediğimde, yavşak bir ses tonuyla konuşmaya başladığın an 3 ihtimal vardı.... ya 'abi ya yemek yiyeceğim de, fazla ekmek var mı sizde' ; ya 'abi ya annem patates kızartıyor da, kola var mı sizde' ; ya da 'abi ya sigaram bitmiş de, fazla sigaran var mı' derdin..

Maç günleri geliyor aklıma.. Maçtan 1 saat önce gelirdin bize.. Geldiğin gibi de 'içecek ne var abi' diye sorardın. 'Taze çay var' dediğimde 'yok artık, bu maç çay içerek mi izlenir abi, bira almıyorsan bari kola al' diye tavsiyede bulunurdun bi de piç bir gülümsemeyle. Sana para vermek için cüzdanı elime aldığımda gözlerin resmen cüzdanın içine girerdi, ne kadar param var diye. Parayı sana uzatırken, cüzdanda biraz para gördüğün an 'abi ya yarın arkadaşlarla sinemaya gideceğiz, bana destek çıkar mısın' diye sorardın hemen. Benden sinema parasını da koparttığın an, içecekleri almaya koşa koşa gider gelirdin. Yok eğer sinema paran benden çıkmayacak durumda olursa da, mehter takımı gibi yavaş yavaş gider gelirdin içecekleri almaya..

Ne diyeyim be Aslanım..

Cebimdeki paket yarım, sigaramı alır mısın?

Bira da bitmiş evde, hem sinemana yetecek param da var, bira almaya gider misin?

Fazla ekmek de var, dolapta kola da var, sana yetecek kadar 3-4 dal fazla sigaram da var..

Telefonumu çaldırmanı bekliyorum.. Çaldırır mısın?

Kapıma gelmeni bekliyorum.. Gelir misin?

Seni çok özledim...


21 Ekim 2011 Cuma

Sizin Hiç Kardeşiniz Öldü mü?

O gelecek diye çocuk aklınızla beklediğiniz, 'hadi anne ne zaman gelecek' diye sorup durduğunuz, 'O'nu çok seveceğim hadi doğsun' diye beklediğiniz.. Yıllar geçtikçe tanıdığınız, sevdiğiniz, uyuz olduğunuz, belki başka bir anne-babadan doğsa hiç tanıyamayacağınız, tanısanız da sevmeyeceğiniz biriyken, aranızdaki kan bağının garip biçimde sizi birbirinize sevdirmesi.. Herhangi biri değil işte........

Anneden gizli gizli evin içinde futbol oynamak, O dondurmasını büyük bir iştahla bitirip doymamış gözlerle sizin dondurmanıza baktığında hiç üşenmeden O'na uzatmak, harçlığını iki günde bitirdiğinde dayanamayıp cüzdanın yarısını O'na vermek, anneden azar işittiğinde gerekirse anneyi azarlamak vs şeklinde uzayıp giden duygulardan oluşan, kâr amacı gütmeyen karşılıksız sevgidir; kardeş sevgisi. Süper birşeydir. Paha biçilemez.


Kardeş; hayatta sahip olunabilecek en güzel şeydir. Tek çocuklara hep acımışımdır bu yüzden. Zaman zaman aşk ile bağlanılan, zaman zaman nefret edilen ama sizi asla bırakmayandır kardeş.. Benim gibi büyük çocuksanız, küçük yaşta sorumluluk almayı da öğreten bir durumdur. Ve inanılmaz zevklidir; küçük kardeşlerin senin dinlediğin albümleri dinlediğini, senin gibi giyinmeye çalıştıklarını görmek....


En anlamadan sevdiğin, dünyanın en güzel varlığıdır kardeş.. Büyüse de, sana hep küçük gelir.. Yüreğini ellerinle sarmak istersin, hayatına hiç kimse değmesin istersin. Sen geçtin ya o yollardan, O'nu kanatlarında taşımak istersin. Sadece sen kırarsın bazen, başkası kırmasın diyedir aslında.... Gün gelir yüzünde o büyük ifadeyle karşına dikilir, bisiklete binmeyi düşmeden öğrenmiş gibi birşeyler anlatır, dinlersin. Düşer, kaldırırsın. Anlamaz bazen.. Anlatırsın.. Sana sabrı öğretir.. Sen O'na doğruları anlatırsın, O kendi yanlışlarını yapar. İçine akar kızgınlığın, oturur sarar sarmalarsın. İki kıçına vurur tekrar hayata salarsın. Yanlış yapmaya hazırdır kardeş.. Sonra gelir sana, yüzünde o büyük ifadeyle doğrularını anlatır. İşte o an hissedersin abi olduğunu......


Bazen çıkar amaçlı bir yavşak gibi olsa da, özünde candır; kardeş.. Kızıldığında bile göz ucuyla bakılan, üzerine titrenendir, bir çırpıda bütün varlığını verecek kadar herşeyindir. Hep var olması istenen, sen neysen o olandır. Seni hareketinle örnek alan ama ölümüne kavga ettiğindir. Ama kavgadan sonra aynı odada uykuya daldığındır. O'ndan asla vazgeçemeyecek, O'ndan önce ölmek isteyeceksin ama başaramayacaksındır..


Anne-baba sevgisinden ağır basan sevgidir. O yanınızdayken başka hiç kimseye ihtiyaç duymazsınız. Ama gün olup da O'nu kaybederseniz, apansız gidişine şahit olursanız, O'ndan geriye kalan boşluğu kimse dolduramaz, bir yanınız hep eksik kalır. İşte böyle birşeydir kardeş sevgisi; apansız kaybını yaşadığınızda, sizi hayata küstürebilecek kadar büyük bir sevgidir, bağlılıktır.


Çıkarsızca sevmenin bir diğer adıdır; kardeş.. ''Ulan buna birşey olsa ben nasıl yaşarım, herhalde hayat o kadar da acımasız değildir, deliririm lan. Daha 18 yaşında.. Birşey olmaz, olmamalı'' diyerek sizi düşüncelere sevk eden, O'nun bir parça canının yanmasının sizin hayatınızı cehenneme çevireceği kişidir; kardeş.. Bazen de O'nun hakkında birşeyler yazarken gözlerden dökülen gözyaşıymış; kardeş......


11 Ekim 2011 Salı

Lösemi Nedir?

Nedir diye düşündüğünde

Tıbbi onca terimle açıklaması varken

Senin aklında saçları dökülmüş

Soluk yüzlü bir çocuk resmidir; lösemi...


Ve birgün; hayatını darmadağın eden kara haberdir

Dost dudaklardan dökülen tesellilere rağmen

Yavrunu kaybedebilme ihtimalinin korkunç

Ve bir o kadar soğuk yüzüdür; lösemi...


Beyaz elbiseli meleklerin

O iyi olsun diye gösterdikleri çabaya karşın

Senin meleğinin canı yanarken

İstem dışı onlara duyduğun kindir; lösemi...


O'na uygulanan her tetkikte

Alınan kanda, vurulan iğnede acı çekmektir

"Yardım et baba" dercesine bakan o gözlere

Biçare görünmektir; lösemi...


Gülüşlerinin yarım kalması

Herşeyin birden anlamsızlaşmasıdır

O'ndan dökülen her saç telinin

Bir hançer gibi kalbini delmesidir; lösemi...


Kimilerinin yerli yersiz isyanlarına karşın

Haline şükredebilmekdir

Olmadık şeyler için hayata küsenlere

Alınması gereken ibrettir; lösemi...


Mahir Şanlı

8 Ekim 2011 Cumartesi

Şükrü....

Bu sayfada 18 yaşında, hayatının baharında, daha dünyayı, hayatı hatta kendisini bile tam anlamıyla tanıyamadan, sağlık sektörü açısından 3.dünya ülkesi olan bu ülkede lösemi denilen illete pisi pisine kurban olan ailemizin son bireyi, canımız, Aslan Parçası, kardeşim Şükrü'den bahsedeceğim elimden geldiğince, dilim döndüğünce...



O'nu anlatmaya çalışacağım... Mücadele verdiği 8 ay içerisinde neler yaşadığını dile getirmeye çalışacağım... O'nu yaşatmaya çalışacağım her seferinde, her nefeste...

Sayfa düzenlemeleri yapılacak ilerleyen zamanlarda... Aslan Parçası'na yakışan bir sayfa olacak inşallah...

Tedavi gördüğü 8 ay boyunca çok acı çekti, huzurlu uyusun Şükrü'm...